biri bakarken çalışamıyorum

kesişme noktası sergisi..

açılış içinbiraz geç ama, yetşebilecekleri bekleriz. ama mutlaka mekanı ve sergiyi görün derim.








Yabancılaştırma, gerçeğin yerinden oynatılması, gerçeği parçalamak, gerçeğe ayna değilde prizma tutmak, sanatlı uyumsuzluk, estetik uzaklık, duygusal iletişimin ortadan kaldırılması, şaşırtıcı gerçeğin izleyicinin daha önceden tanımadığı biçimler içinde sunulması..


Küratör: Mahmut Nüvit

bu memlekette tasarım yapanı..

başlığın devamını getirmiyorum ben.. zaten sağolsunlar el birliğiyle getiriyorlar..

bu konularda zaten epeydir konuşmak istiyordum, biraz daha bekleyecek görünen o ki..

lakin, bir memlekette tasarım yarışmaları açıp tasarımcıları el üstünde tutup dünya ödüller verip yurtdışlarına gönderen koskoca birlik başkanları, kendi şirketleri bünyesinde yine aynı tasarımcıların tasarımlarının kötü taklitlerini üretirlerse..

daha ne denir ki..

telefon anketleri koca bi yalan..

sevgili yöntem araştırma şeysi, adından tam emin değilim çünkü arayan arkadaşın ne doğru telaffuzu ne de doğru vurguları vardı, anlayamadım.. bazı kelimeleri dört kere sorduktan sonra anlayabildim. zaten her soruyu minimum iki kere tekrar ettirmek gerektiğinden bahsetmiyim bile, 10 dakikama yazık.


bir daha “anket” lafını duyar duymaz telefonu kapıycam zaten.. ankete başlamadan evvel bi sor uygun muyum, takribi 10 dakika sürecek (2-3 dakika sürer diye yalan da söyleme), ister misiniz katılmak de ve cevabıma göre başla..

sorular o kadar saçmalıktı ki, havaalanları ile ilgili yapılan bu araştırmanın sonuçlarına ben popomu silmem. misal ” türkiyede bildiğiniz havalimanlarını sayar mısınız?” yok deve.. saymam, ya hepsini biliyorsam.. üç tane de bari.. bi başka inci “sabiha gökçen havalimanının teknik alt yapısını değerlendirir misiniz?” ancak uçak uçurduktan sonra.. “önümüzdeki zamanda sabiha gökçen havalimanını tekrar kullanma olasılığınız nedir?” fal da bakıcaz yani.. daha neler neler..

sanıyorum sabiha gökçenin yeni yapılan terminaliyle ilgili idi bu araştırma.. yazık, verilen paralara..

en iyi hediye..

şimdi şu “en iyi hediye kitaptır” diyenleri var ya, baya baya dövmek istiyorum. iyi bi hediye olabilir, en iyisi ne demek.. kitap kolaycılıktır, özensizliktir, geçiştirmektir.. ha, çok istediği bi kitap vardır, tam ona cuk oturan bişidir falan, duruma özel istisnalar olabilir.. ama bunlar tamamen “ben seni tanımıyorum, aslına bakarsan fazla da sallamıyorum, hatta evde vardı gelirken getirdim”ci zihniyetteki lise talebesinin arkadaşının doğumgününe giderken ezilmemesi için onu meşru bir zemine oturtma çabasıdır.. (bu cümlenin de bitişini görmek nasip oldu ya..)


benim için (yani bana alınması en mükemmel) hediye defterdir, kalemdir.. gerisi risklidir, bak buradan da uyarmış olayım..

çizgisiz..

mozambik’te işler nasıl yürüyor..

bi arkadaşım anlattı.. mozambikli kendisi.. motoru vardı bunun da.. deli gibi vergiler ödeyip mesela amerikadaki satış fiyatının iki katına falan almıştı.. yani devlet, motosiklet üreticisinden daha fazla kazanıyor, evet.. neyse bi şekilde alıyor bu motorunu tabi ki..


ardından mozambikte benzin fiyatları dehşet, dünyanın en pahalı benzinini kullanıyorlar.. tabi bunun da yüzde sekseni vergi falan.. devlet burdan da malı götürüyor.. oha falan ama yapacak bişi yok.. sen bi vatandaşsın sonuçta..

eh.. bununla kalmıyor tabi.. mesela çalışıyorsun di mi.. iş yapıyorsun, bi para kazanıyorsun.. devlet kazandığın paranın üçte birini sorgusuz sualsiz cukkalıyor.. e burası mozambik, olur öyle.. üçte bir ama.. olur olur..

neyse bu böyle gidiyor.. devlet sürekli vergi alıyor senden.. vergi ne için peki? vatandaşa karşı görevlerini yerine getirmesi için kaynak yaratmak di mi.. yol, su, elektrik gibi.. kolluk kuvvetlerinin maaşları ve harcamaları da buradan karşılanır.. kolluk kuvveti, hani polis falan..

eh şimdi o kadar vergilerle alıp vergilerle kullandığı bi motoru çalınsa, arkadaşım direk soluğu karakolda almalı di mi.. mozambik emniyet güçleri de o alınan deli gibi vergilerinbi karşılığı olarak motoru bulmalılar di mi… bu arada güven içinde yaşanacak bi ortam oluşturma işlevini hiç tartışmıyoruz bile..

motoru çalındığında konuştuk arkadaşımla.. birinci ağızdan bi hikaye anlatı.. kalakaldık telefonda.. sustuk.. bir süre sustuk ve telefonu bişi demeden kapadık:

"motoru çalınan bi arkadaşım anlattı.. ufak bi motormuş, 3000 mozambik lirası değerinde bi motor. hemen karakola gitmişler, zabıt mabıt.. bi süre sonra polis aramış.. gelin motoru bulduk, ama adamlar 1000 mozambik parası istiyor.."

iyi ki mozambikte yaşamıyoruz..

Yalnış mı oldu?

Bi durup işi uzaktan okumazsan bu olur işte. Köfte metro marka mı? Peki buradaki anlatım bozukluğunu gidermek için bir adet “daha” versek, onu cümleye uygun yere kendiniz ekler misiniz? Şimdi nasıl?

Ne düşünelim siz söyleyin sayın başbakan

Surekli karikaturiste gazeteciye dava acan bi basbakan, nasil olur da fikrinden dolayi kimse yargilanmasin der? Anayasa değişikliği yapmayı önerir? Kendi içinde çekişirken sen, ben kıllanmaz miyim arkasında neler var diye. Bakalim daha neler göreceğiz..