biri bakarken çalışamıyorum

en iyi hediye..

şimdi şu “en iyi hediye kitaptır” diyenleri var ya, baya baya dövmek istiyorum. iyi bi hediye olabilir, en iyisi ne demek.. kitap kolaycılıktır, özensizliktir, geçiştirmektir.. ha, çok istediği bi kitap vardır, tam ona cuk oturan bişidir falan, duruma özel istisnalar olabilir.. ama bunlar tamamen “ben seni tanımıyorum, aslına bakarsan fazla da sallamıyorum, hatta evde vardı gelirken getirdim”ci zihniyetteki lise talebesinin arkadaşının doğumgününe giderken ezilmemesi için onu meşru bir zemine oturtma çabasıdır.. (bu cümlenin de bitişini görmek nasip oldu ya..)


benim için (yani bana alınması en mükemmel) hediye defterdir, kalemdir.. gerisi risklidir, bak buradan da uyarmış olayım..

çizgisiz..

mozambik’te işler nasıl yürüyor..

bi arkadaşım anlattı.. mozambikli kendisi.. motoru vardı bunun da.. deli gibi vergiler ödeyip mesela amerikadaki satış fiyatının iki katına falan almıştı.. yani devlet, motosiklet üreticisinden daha fazla kazanıyor, evet.. neyse bi şekilde alıyor bu motorunu tabi ki..


ardından mozambikte benzin fiyatları dehşet, dünyanın en pahalı benzinini kullanıyorlar.. tabi bunun da yüzde sekseni vergi falan.. devlet burdan da malı götürüyor.. oha falan ama yapacak bişi yok.. sen bi vatandaşsın sonuçta..

eh.. bununla kalmıyor tabi.. mesela çalışıyorsun di mi.. iş yapıyorsun, bi para kazanıyorsun.. devlet kazandığın paranın üçte birini sorgusuz sualsiz cukkalıyor.. e burası mozambik, olur öyle.. üçte bir ama.. olur olur..

neyse bu böyle gidiyor.. devlet sürekli vergi alıyor senden.. vergi ne için peki? vatandaşa karşı görevlerini yerine getirmesi için kaynak yaratmak di mi.. yol, su, elektrik gibi.. kolluk kuvvetlerinin maaşları ve harcamaları da buradan karşılanır.. kolluk kuvveti, hani polis falan..

eh şimdi o kadar vergilerle alıp vergilerle kullandığı bi motoru çalınsa, arkadaşım direk soluğu karakolda almalı di mi.. mozambik emniyet güçleri de o alınan deli gibi vergilerinbi karşılığı olarak motoru bulmalılar di mi… bu arada güven içinde yaşanacak bi ortam oluşturma işlevini hiç tartışmıyoruz bile..

motoru çalındığında konuştuk arkadaşımla.. birinci ağızdan bi hikaye anlatı.. kalakaldık telefonda.. sustuk.. bir süre sustuk ve telefonu bişi demeden kapadık:

"motoru çalınan bi arkadaşım anlattı.. ufak bi motormuş, 3000 mozambik lirası değerinde bi motor. hemen karakola gitmişler, zabıt mabıt.. bi süre sonra polis aramış.. gelin motoru bulduk, ama adamlar 1000 mozambik parası istiyor.."

iyi ki mozambikte yaşamıyoruz..

Yalnış mı oldu?

Bi durup işi uzaktan okumazsan bu olur işte. Köfte metro marka mı? Peki buradaki anlatım bozukluğunu gidermek için bir adet “daha” versek, onu cümleye uygun yere kendiniz ekler misiniz? Şimdi nasıl?

Ne düşünelim siz söyleyin sayın başbakan

Surekli karikaturiste gazeteciye dava acan bi basbakan, nasil olur da fikrinden dolayi kimse yargilanmasin der? Anayasa değişikliği yapmayı önerir? Kendi içinde çekişirken sen, ben kıllanmaz miyim arkasında neler var diye. Bakalim daha neler göreceğiz..

işte meriç kara gerçeği!


büyük gazetecilik başarısı.. uzun yıllardır halk arasında bir söylenti, adeta bir şehir efsanesi haline gelmiş “meriç kara olayı”nın gizem perdesini sizin için araladık.. işte meriç kara ve meriç kara.. soldaki meriç kara ve sağdaki meriç kara..


şimdi lütfen sessizce dağılın! sessizce…

Bisiklet sever gibi..

beşıktaş’ta çırağan cadde’sinde galatasaray üniversitesi’nin girişinde birileri, muhtemelen belediye, bisiklet park yeri yapmış. Sağolsular, düşünmüşler ama herhalde çok fazla değil. Ne de olsa alışkanlık yok, bisiklet bize yabancı.. Gerçi göz var, zeka var, ve bunlar kullanıldığında mucizevi sonuçlar elde edilebiliyor. Mesela kimsenin yürüyüş yolunu kapatacak şekilde bisikletini park etmek istemeyeceği gerçeğini önceden görmek gibi..