biri bakarken çalışamıyorum

do not forget / they are here @ gezi parki / taksim photo: banu tuna  (at Williamsburg)

do not forget / they are here @ gezi parki / taksim photo: banu tuna (at Williamsburg)

in the middle of nowhere {literally} monsters of new york #monstersofny #monster #illustration #character #cartoon #newyork #williamsburg #manhattan  (at Williamsburg Bridge)

in the middle of nowhere {literally} monsters of new york #monstersofny #monster #illustration #character #cartoon #newyork #williamsburg #manhattan (at Williamsburg Bridge)

what happens at taksim sq, stays at taksim sq! {monsters of new york} #monster #monstersofny #illustration #character #cartoon #taksim #occupygezi #direngezi #turkey #istanbul

what happens at taksim sq, stays at taksim sq! {monsters of new york} #monster #monstersofny #illustration #character #cartoon #taksim #occupygezi #direngezi #turkey #istanbul

curiosity {monsters of new york} photo: @begumkocum #monster #monstersofny #newyork #character #cartoon #illustration #art #drawing #iphonedrawing  (at Williamsburg)

curiosity {monsters of new york} photo: @begumkocum #monster #monstersofny #newyork #character #cartoon #illustration #art #drawing #iphonedrawing (at Williamsburg)

time shall not pass! #carrollgardens #brooklyn #newyork #vintage #car  (at Momofuku Milk Bar)

time shall not pass! #carrollgardens #brooklyn #newyork #vintage #car (at Momofuku Milk Bar)

look deep in my eyes! {monsters of new york} #monster #monstersofny #cartoon #character #illustration #newyork #manhattan #williamsburg #brooklyn #sunset #iphonedrawing  (at Williamsburg)

look deep in my eyes! {monsters of new york} #monster #monstersofny #cartoon #character #illustration #newyork #manhattan #williamsburg #brooklyn #sunset #iphonedrawing (at Williamsburg)

sorry girls! #gay #parade #newyork #manhattan  (at gay pride parade, new york)

sorry girls! #gay #parade #newyork #manhattan (at gay pride parade, new york)

saturday night fun! {monsters of new york} #monster #monstersofny #illustration #character #cartoon #newyork #williamsburg #brooklyn #greenpoint  (at Lokal Bistro)

saturday night fun! {monsters of new york} #monster #monstersofny #illustration #character #cartoon #newyork #williamsburg #brooklyn #greenpoint (at Lokal Bistro)

someone’s world #napkin #nyonmynapkin #newyork #williamsburg #handwriting #font #type #typography (at Williamsburg)

someone’s world #napkin #nyonmynapkin #newyork #williamsburg #handwriting #font #type #typography (at Williamsburg)

fall apart #illustration #tattoo  #art #lineart #sketch #handmade #pencil  (at Williamsburg)

fall apart #illustration #tattoo #art #lineart #sketch #handmade #pencil (at Williamsburg)

mice to meet you #napkin #catoon #character #illustration #sketch #newyork #nyonmynapkin  (at Bushwick, Brooklyn)

mice to meet you #napkin #catoon #character #illustration #sketch #newyork #nyonmynapkin (at Bushwick, Brooklyn)

hiç kimsenin, yağmurun bile böyle küçük esnafı yoktur.

çocukluğum küçük bir ege kasabasında geçti. kasaba o kadar küçüktü ki, kasabalılar kasabanın biraz dışında yaşardı. bunu o zamanki aklımla hiç sorgulamadım, şimdi olsa biraz tedirgin olabilirdim. gerçi sadece ben değil, hiçbir kasabalı bu durumu sorgulamıyordu. demek ki çok da şey değilmiş. neyse artık.

kasabanın dışında yaşıyorduk ama tam anlamıyla kasabadan kopmuş da sayılmazdık. akşamüzerleri güneş şiddetini azaltıp denize doğru alçalmaya başladığında her aileden bir kişi, kasabanın içindeki evlerine günlük götürülecekleri şeyleri götürür, alınacakları alırdı. o yıllarda tek iletişim yöntemi yüzyüze konuşurken hafif el hareketleri ve ara sıra da karşındakinin seni dinlediğinden emin olmak için ani dokunuşlar yapmak olduğu için, akşamüzerleri evlere gidenlerin unuttukları bir şey olduğunda, ertesi güne kalırdı artık naapalım. bu başlarda sorun olmuyordu hiç. hayat o kadar yavaş ilerliyordu ki kasabamızda, çoğu zaman bu unutulan şeyleri farketmiyorduk bile.

bizler dışında yaşasak da kasaba bomboş değildi elbet. sokak köpekleri, sokak kedileri, kümesten kaçmış iki tavuk, onları kovalayan bir horoz ve bunları uzaktan izleyip sürekli sırıtan bir keçi dışında kasabada bir de bir küçük esnaf yaşardı. kendisini hiç görmemiştim, tam olarak ne iş yaptığını bile bilmezdim ama bizler giremezken o kasabada yaşayabiliyorsa epey küçük olmalıydı.

ilginç olan bu küçük esnafı ne kasabaya girer çıkarken, ne de kasabaya akşamüzerleri gidenlerden kasabanın içinde gören olmuştu. olmamıştı. yani gören yok. bu lanet olası sinsi küçük esnaf nerede ulan?

neyse, sakinim evet. hayır, tamam, küçük esnafsın. bişi demiyoruz da, sabrımızın da bir sınırı var ama arkadaşım.

çocukluğum küçük bir ege kasabasının biraz dışında, sinir ve gerginlik içinde geçti. hep o kahrolası küçük esnaf yüzünden!

neyse ben biraz uyuyayım, bu aralar biraz yıprandım sanırım.

———————————————-

günaydın, naber? hah, ne diyorduk? evet, çocukluğum.. bir ege kasabasıydı di mi? küçük esnaf falan!

neyse işte, hep bunlar zamanın yavaş geçmesinden. sırf bu yüzden çocukluğum 25 yaşıma doğru bitti. ancak gelgelelim, 8. yaşımın yazını hiç unutamam:

bundan önceki yazlara benziyordu aslında, oldukça sıcaktı ve dağlar denize dik uzanıyordu. üstelik bu uzun süre de değişmeyecek gibi görünüyordu.

tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da zaman oldukça yavaş geçiyordu. ilk başlarda bundan hoşnut gibi görünen halk, zamanla söylenmeye, huzursuzlanmaya, sinsice dedikodu yapmaya başlamıştı. yavaş yavaş işler çığrından çıkıyordu ve bu huzursuzluk büyük bir iftira ve karalama kampanyasına dönüşmek üzereydi. çocuk halimle hadi ilgilenmiyim, neticede pamuk helva güzel bişi, kağıt helva daha da güzel diye düşünerek dikkatimi başka şeylere kanalize etmeye çalışıyordum ama, çocukluk da bir yere kadardı ve artık benim de dayanacak gücüm kalmamıştı. ve sonunda bir akşamüzeri güneşin alevden saçları aşınca karşıki tepeden, pencereye çıkıp avazım çıktığı kadar bağırdım: “aaAaAAaaaaAAAAAaaaaa!”

sonra içeri girip televizyonu açtım ve Adile Naşit’in “uykudan önce”sini izleyip uyudum.

halktan gelen bu ve bunun gibi acı ve neşe dolu çığlığı {halkımız da az manyak değildi doğrusu} daha fazla duymazdan gelemeyen köyün ihtiyar heyeti, olayın bir kasabada geçmesine aldırmadan yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışmaya başladı. yoğun geçen üç saatin sonunda teker teker uykuya dalan ihtiyar heyeti, uyandığında ne üzerinde çalıştığını unutmuştu ve soluğu köy kahvesinde aldı.

işte ne olduysa o anda oldu ve yıllardır efsanevi bir şekilde kasabanın içinde yaşayan ve varlığı hakkında bir çok delidolu spekülasyon yapılan küçük esnaf aniden ortaya çıkmış, ani bir kararla zamanın hızla akıp gitmesini sağlamış ve ansızın gözümüzde bir kahraman haline gelmişti. kahramandı o, kahramanımızdı o, yaşasındı!

hala daha zamanı nasıl hızlandırdığı bir muamma olan küçük esnaf bir yana, zamanın öyle bir anda aşırı hızlanması sebebiyle bir kaç hafta sonra kendimi 11 yaşında bulmuştum ve kesinlikle oraya nasıl geldim, bugün bile hayırlamıyorum.

bir rivayete göre kendisi de egeli olan sezen aksu “kaybolan yıllar” adlı parçayı bu olaylardan hemen sonra yazmıştır.

————————————-

hikayemiz bitti arkadaşlar, dağılalım bence.

dağılın, gaz geliyor yoksa!


sadi tekin / haziran 2013 - brooklyn

#manhattan from #greenpoint #ny #newyork  (at Pencil Factory Roof)

#manhattan from #greenpoint #ny #newyork (at Pencil Factory Roof)